MANHATTAN'DAKİ 22 Bleecker Restaurant’ın baş aşçısı Kate
Armstrong, çılgın tempolu her öğünde nefes kesen bir ustalıkla yüzlerce yemeği
koordine eder, leziz soslar hazırlar, her yemeği mutlak bir mükemmellikle
pişirip süsler. Perde arkasında daha rahat olan Kate, mutfağının güvenli
ortamından sadece spesiyalitesi olan bir yemekle ilgili iltifatları kabul etmek
ya da nadiren, onun uzmanlığını sorgulamaya cüret eden bir müşteriyle kapışmak
için çıkar.
İşten sonra ise, çoğu akşam gece yarısı bile olmadan yatar ve
şafakla birlikte kalkarak o günün taze yemeklerinde kullanılacak balıklar için
rakiplerini alt etmek üzere balık pazarına gider.

Kate’in mükemmeliyetçi
mizacı, ekibine katılan neşeli ve vurdumduymaz yeni aşçı yardımcısı Nick Palmer
tarafından sınanacaktır. Mutfakların yükselen yıldızlarından olan Nick,
çalışırken opera dinlemeyi ve etrafındakileri güldürmeyi tercih eder. Gerek
hayata gerek mutfağa gelişigüzel yaklaşımı Kate’inkinden çok farklıdır; ancak
yine de aralarındaki elektrik yadsınamaz ölçüdedir... tabi granit tezgahtan
aşağı sallanan çatalların çıkardığı sesleri andıran uyuşmazlıkları da öyle.
Kısa süre önce beklenmedik şekilde hayatına girip onunla yaşamaya
başlayan 9 yaşındaki yeğeni Zoe’yle başa çıkmak zorunda oluşu, evdeki dengesini
de alt üst etmiş olmasa, işteki bu çalkantıyla başa çıkmak Kate için daha kolay
olabilir. Parlak ve algıları güçlü bir kız olan, balık kroketi kaz ciğerine
tercih eden Zoe, Kate’in günlük yaşantısını sekteye uğratmaktadır.
Haftalar geçtikçe, Kate kendisini neyin daha çok kızdırdığını bilemez
hâle gelir: Nick’in yeteneğinin 22 Bleecker’ın sahibi Paula ve cinsiyet ayrımı
güden müşterilerin beğenisini toplaması mı, yoksa Nick’in etkileyici cazibesinin
utangaç Zoe’nin kalbini kazanması ve küçük kızın, teyzesi yerine Nick’e açılması
mı?
Nick rekabet ile romantizm arasındaki sınırı zorlayınca Kate,
yıllardan sonra ilk kez böylesine kendine yeten bir insan olmasını ve güvende
hissetmesini sağlayan bazı seçim ve inançlarını sorgularken bulur kendini. Zoe
ile gerçek bir bağ kurmak, Nick’le mutluluğu bulmak ve hayata duyduğu iştahı
geri kazanmak istiyorsa, cüretkâr ve yeni bir şey deneyip kendini mutfağın
dışında da ifade etmeyi öğrenmesi gerekecektir. Bu ise, tarif olmadan yemek
yapmak gibidir. Ama Kate’in de keşfettiği gibi, bazen en iyi tarifler, kişinin
kendi yarattıklarıdır...
Yemeğin gücü ve simgesel anlamları...
“Shine”la Oscar’a aday olan Scott Hicks’in yönettiği romantik
komedi filmi “Aşk Tarifi”nin başrollerinde Oscar ödüllü Catherine Zeta-Jones
(Kate), Altın Küre adayı Aaron Eckhart (Nick), SAG ödüllü Oscar adayı Abigail
Breslin (Zoe) ve Oscar adayı Patricia Clarkson (Paula) var. Senaryosunu Carol
Fuchs’un yazdığı filmin görüntü yönetimini Stuart Dryburgh gerçekleştirmiş.
Müziklerse Philip Glass imzası taşıyor.
Yiyecek ve yiyecekle ilgili her
şey, hazırlığı ve sunumu, aroması, dokusu, görünüşü ve lezzeti yadsınamaz bir
romantizm ve hayatı güzelleştiren unsurlar taşır. Yönetmen Hicks, bunları
hikayede birbirine harmanlıyor. Bu niyet, daha senaryo aşamasında ortaya çıkmış.
Senarist Carol Fuchs bu konuda, “Yiyecek öğesi hem gerçek hem de mecazi anlama
sahip. Sadece ne yediğimiz değil, kendimizi duygusal olarak nasıl beslediğimiz
de önemli” diyor.
“Yemeğin filmde kendine özgü bir gücü ve simgesel
anlamı var” diyen yönetmense sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tüm iletişim ve çekim
yemekle başlıyor. Kate ile Nick arasındaki bağ mutfak sevgileriyle ortaya
çıkıyor ve Zoe’yi kabuğundan çıkarmakta da rol oynuyor. Zoe’nin durumunda,
çektiği üzüntü iştahını bastırmış olduğu için, nihayet Nick’in ikram ettiği
spagettiyi alması ona güvendiğinin ve ısınmaya başladığının göstergesi oluyor.
Kate ile Nick’in birlikte yemek yemesi ise daha erotik bir alt anlam içeriyor”.
No Reservations
Vizyona Giriş
Tarihi
07.09.2007
Türü
Komedi
Ülke
ABD / Avustralya
Süresi ve Yapım
Yılı
103 dakika - 2007
Yönetmen
Scott
Hicks
Oyuncular
Catherine
Zeta-Jones
Aaron Eckhart
Abigail Breslin
Patricia
Clarkson
Senaryo
Carol
Fuchs
Müzik
Philip
Glass
Görüntü Yönetmeni
Stuart Dryburgh |